İş Sağlığı ve Güvenliğinde Köprü Ol

     Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından Çalışan Temsilcilerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Etkinliğinin Artırılması Projesi kapsamında düzenlenen eğitime, İkitelli OSB ev sahipliği yaptı.

Programda Türkiye İşverenler Sendikaları Konfederasyonu adına Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikasından Ömer Emre KAYNAK, Hak-İş Konfederasyonu adına İstanbul İl Başkanı Mustafa ŞİŞMAN, TÜRK-İŞ Konfederasyonu adına Murat SALAR, İkitelli OSB adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şaban GÜLBAHAR ve İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Politika ve Strateji Daire Başkanı Meftun SAKALLI birer konuşma yaptılar.

Türkiye işverenler sendikaları konfederasyonu adına Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikasından Ömer Emre KAYNAK,  6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun getirdiği en önemli yeniliklerden bir tanesinin iş yeri düzeyinde iş sağlığı ve güvenliği alanında yeni bir temsilcilik kurulunun oluşturulması olduğunu belirterek çalışan temsilcilerinin kanunun 7. maddesi uyarınca işyerlerinde görevlendirilecek olup, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili çalışmalara katılma, çalışmaları izleme, iş kazası ve meslek hastalıkları konusunda tedbir alınmasını isteme, bu konularla ilgili tetkiklerde bulunma ve çalışanların İSG güvenliği alanında temsil etme yetkisiyle donatıldıklarını ifade etti.

Kaynak, çalışan temsilcilerinin  ve çalışanların eğitimine yönelik tüm çalışmaların daha sağlıklı ve güvenli işyeri ortamında yapılmasının faydalı olacağını dile getirerek konfederasyonlarının uzun yıllardan beri dile getirdiği güvenlik kültürünün geliştirilmesine yönelik çalışmaların büyük önem taşıdığını vurguladı.

Hak-İş Konfederasyonu adına konuşan İstanbul İl Başkanı Mustafa ŞİŞMAN da projenin hayırlı olmasını dileyerek şunları ifade etti:  “Şüphesiz ekonomik ve sosyal boyutları açısından ülkemiz ve dünya gündeminde önemli bir yere sahip olan iş sağlığı ve güvenliği, çalışma hayatının en önemli ve öncelikli konusudur. İş sağlığı ve güvenliği ülkenin ekonomik gelişme düzeyi, sosyal yapısı, sağlık sistemi, endüstrileşme, sanayileşme düzeyi, eğitim düzeyi gibi pek çok faktörle doğrudan ilgilidir. İş sağlığı ve güvenliği bir haktır. Bu hak işyerlerinde güvenli bir ortamda çalışmak için iş kazası ve meslek hastalıklarının ortadan kaldırılmasıyla çalışanların korunmasını amaçlamaktadır. Bu hak işçinin korunması amacıyla işverenin sorumluluğunun ötesinde devletin gerekli mevzuatı hazırlamak, mevzuatın uygulanmasını sağlamak, denetimlerini yapmak, idari ve cezai yaptırımlarını uygulamak gibi iş hayatına müdahalesini gerektirecek bir ödev ve görevdir. İş güvenliği bilincini yükseltmek, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı oluşturmak, iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemek için şartları tanımlamak yasal zorunluluk olduğu kadar kurumlarımızın en önemli değeri olan insana verdikleri değerin bir göstergesidir. 

Çalışma hayatının birçok sorunu yaşanmaya devam etmektedir. Taşeron işçilerin problemleri, mevsimlik işçilerin beklentileri, kıdem tazminatının şu andaki sorunları, kayıt dışı istihdam, işsizlik, ekonomi, siyasi krizler, enflasyon gibi sorunlar hepimizin sorunudur. Bu sorunlarla elbette mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak insan hayatı önceliğimiz olmalıdır. En değerli ve en önemli varlığımız olan insanı korumak için bu çalışmalara, projelere ve eğitimlere daha çok katkı yapmamız gerekmektedir.

HAK-İŞ Konfederasyonu adına bir kez daha hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bu çalışmamızın başarılı bir şekilde geçmesini temenni ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”

TÜRK-İŞ Konfederasyonu adına konuşan Murat SALAR ise İş Sağlığı ve Güvenliğinin sağlanmasının, iş kazaları ve meslek hastalıklarından kaynaklı yaşanan kayıpların önlenmesinin son yıllarda tüm ülkelerin önemle üzerinde durduğu bir konu olduğunu ifade etti ve sözlerini şöyle tamamladı: “İş kazaları ve meslek hastalıklarının insani ve ekonomik boyutları bunun önemini artırmaktadır. Dünya genelinde her yıl yaşanan milyonlarca iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle insanlar hayatını kaybetmekte veya engelli olmaktadır.Ülkelerde kendi ekonomik ve sosyal durumlarına göre çeşitli yöntemler ve politikalar geliştirmektedir. Bu zorluklarla mücadele edebilmenin yolu; önleyici bir sağlık ve güvenlik kültürünün oluşturulması, uygulanması, hükümetlerin,  işverenlerin ve işçilerin ortak bir çaba ortaya koymasından geçmektedir. Çalışan temsilcilerinin iş sağlığı ve güvenliği alanında etkinliğinin artırılması projesi bu çabanın bir göstergesidir.  Bu vesileyle projenin hayata geçmesinde katkısı olan İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürümüz olmak üzere Bakanlığımızın tüm çalışanlarına şükranlarımızı sunuyoruz. Değerli katılımcılar çalışan temsilcisi iş yerinde tehlikelerin yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan durumların azaltılması için işverene öneride bulunacaktır ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını isteyecektir. Sendikal örgütlenmenin olduğu işyerlerinde çalışan temsilcileri ayrıca sendika temsilcileri olduğu için istihdam güvenceleri daha yüksektir. Ancak ülkemizde sendika olan işyeri sayısı azdır. Örgütlenmenin olmadığı özellikle küçük işletmelerde çalışan temsilcilerinden verim almak çok zordur. Çünkü istihdam güvencesinin olmadığı işyerinde hiçbir çalışan işverenle karşı karşıya gelmek istemiyor. Uzun süreli işsizliğin yürütüldüğü ekonomik bir ortamda bu konuda verim almak oldukça zor olacaktır. Ancak bu tür projeler bizler için umut olmaktadır. İnanıyoruz ki, İş Sağlığı ve Güvenliği  alanında güvenlik kültürünün yaygınlaşmasıyla önümüzdeki yıllarda bu konuda daha olumlu gelişmeler sağlanacaktır.”

İstanbul İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şaban GÜLBAHAR da bir konuşma yaptı ve şunları dile getirdi; “ Değerli arkadaşlar bugün Türkiye çok çetin yollardan geçiyor. Düşünün ki; Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk sayım 1920’de yapılıyor ve nüfusumuz 13 milyon 600 bin ve bunun çok büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar teşkil ediyor. Erkek nüfusu fevkalade az.

    Bugün ise Cumhuriyetimizin 100. yılına yaklaştığımız şu yıllarda nüfusumuz 80 milyonlara ulaşmış durumdadır. Çok büyük badireler atlatarak bugünlere geldik. Yılmamış, direnmiş ve kazanmış bir ülke olarak buradayız. Yetişmiş aydınlarımızın sayısı fevkalade yüksek. Türkiye yeni bir yolun yolcusu ve yeni bir kaderin sahibi olmak durumuyla karşı karşıya dediğimiz zaman bununla paralel olarak Türkiye’nin üretmek mecburiyetinde olduğunu da belirtmek isterim. Bir gönül seferberliğiyle beraber çalışma seferberliğine de girmek zorundayız. Etrafımız ateş çemberi. Her türlü ihanete rağmen etrafımızdaki komşularımıza baktığımız zaman biz onlardan çok daha iyi durumdayız. Genç, dinamik ve yetişmiş kadrolar Türkiye’nin kaderine hükmetmek durumundadır. Değerli arkadaşlar yeni çalışmalara ihtiyacımız var. Türkiye’de sanayicilik fevkalade zordur. Sanayiciler bu ülkenin en vefakâr insanlarıdır. Çünkü istihdam yaratıyorlar. Takdir edersiniz ki bu çok kolay bir şey değil. Sanayiciye sormuşlar namaz kıldın mı? Şeytan taşlamaktan abdest alamadım demiş. Yani mevzuatlar birbirini kovalıyor. Bir işyerini açtığınız zaman Avukat, Doktor, İSG uzmanı, çevre mühendisinin olması gibi bir gereklilik doğuyor. Bu gereklilikler daha verimli hale getirilirse iyi olur. Yapılan çalışmayı ülkemiz adına yararlı buluyor, katılan herkese şükranlarımı sunuyorum.”

    Son olarak konuşan İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Politika ve Strateji Daire Başkanı Meftun SAKALLI,  iş kazaları ve meslek hastalıklarının ülkeyi hem insan kaynakları açısından hem de ekonomik açıdan olumsuz etkilediğini ifade ederek iş kazalarını en aza indirmek için neler yapabiliriz diye bütün ülkelerin mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. Sakallı, 2012’de 6331 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra hemen hemen 40’a yakın yönetmelik güncellediklerini söyleyerek çalışmaların belli bir aşamaya geldiğini ve mevzuat çalışmalarını bir ölçüde tamamladıklarını ifade etti.

Sakallı sözlerini şöyle sürdürdü; “Artık bunun sahada uygulaması nedir bununla ilgili etki analizleri de yapıyoruz. Ancak mevzuatı tamamlamak yeterli olmuyor. Mevzuatın uygulanması ve anlaşılması yani güvenlik kültürünün yerleşmesi gerekiyor. Biz bugüne kadar neler yaptık dediğimizde 6 bin olan iş güvenliği sayımızı 110 bine çıkardık. Ortak Güvenlik Sağlık birimlerimiz 500 civarında. 10 bin civarında olan işyeri hekimlerimiz şu an 35 bin civarında. Bunların hepsini yaptık ama tüm bu çalışmalar bugünü kurtarmakla ilgiliydi. İleriye dönük kalıcı olarak ne yapabiliriz diye düşündüğümüzde, okul öncesinden başlayalım üniversiteye kadar eğitim verelim dedik. Milli Eğitim Bakanlığımızla çok güzel çalışmalarımız var. Okul kitaplarının arkasında görmüşsünüzdür, bizim güven usta dediğimiz bir karakter var. Çocukluktan güvenlik kültürünü yerleştirmeye çalışıyoruz. Ama bu arada okullarla ve inşaatlarla ilgili alanlarda da çalışmalarımız devam ediyor. İşyeri hekimi veya güvenlik uzmanı işyerinde tam süreli çalışmadığı sürece sürekli bulunamıyor. Bulunsa bile çalışan temsilcileri kadar birebir işin içinde olmuyor. Çalışan temsilcileriyle ilgili nasıl bir proje yapabiliriz dedik ve Türkiye’de 7-8 ilde gerçekleştirdiğimiz bu projeyi pilot olarak seçtik. Buradan aldığımız veriler üzerine önümüzdeki yıl bu projeyi daha da genişleterek organize sanayi bölgelerine yaymaya çalışacağız. Bize istediğiniz zaman ulaşabilir, sorunlarınızı iletebilirsiniz. Başkanımızın da dediği gibi bizim derdimiz, ülkemizi daha ileriye nasıl götürebiliriz olmalıdır.  Gidebilecek başka ülkemiz yok. Hem ülkemize hem de işimize sahip çıkacağız. Herkes bulunduğu yerde görevini iyi yaparsa Türkiye daha iyi noktalara gelir.”

    Program, tüm konuşmaların ardından çalışan temsilcilerinin seçimleri, atamaları, iş sağlığı ve güvenliğindeki rollerine ilişkin bilgilerin paylaşımı, tiyatro ve soru-cevap bölümleri ile çalışan temsilcilerinin mevzuata ve çalışma hayatına ilişkin merak ettiği soruların cevaplanmasıyla son buldu.









Duyurular

Her yıl 1 ocak tarihinden itibaren kayıtlarını yenilemeyen elektrik fen adamlarının işlemleri yapılmayacaktır..


Yüksek gerilimden enerji alan abonelerimizin, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nca 30.11.2000 tarih ve 24246 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ‘‘Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’’nin 60. maddesi gereği; Yüksek Gerilim İşletme Sorumlusu Belgesine sahip İşletme- Bakım sorumlusu bir Elektrik Mühendisi bulundurması gerekmektedir, duyurulur.


Elektrik Mühendisleri Odası, elektrik tasarruf cihazı adı altında halkın kandırılmasına karşı ilgili otoriteleri harekete çağırdı. EMO; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Reklam Kurulu ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu`na gönderdiği yazıda İnternet`ten televizyonlara varıncaya kadar pek çok ortamda satışa sunulan elektrik tasarruf cihazlarının gerçekte bir tasarruf sağlamadığını teknik olarak ortaya koyarak, bu şekilde halkın kandırılmasına engel olunmasını istedi. Konuya ilişkin EMO Basın Bülteni`nin tam metnine aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Devamı...>>>


6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Memur ve işçi statü ayrımı olmaksızın önleyici, iyileştirici ve geliştirici maddeleriyle tüm çalışanları kanun şemsiyesi altına alıyor.
İş sağlığı ve güvenliği kanunu kimleri kapsamaktadır?
Kamu ve özel sektörde çalışan herkes, çırak ve stajyerler dahil kanundan yararlanabilmektedir. Kişinin bulunduğu işyerindeki çalışan sayısı ve işyeri türü kanundan yararlanmasına engel olmayacaktır. Her çalışan, iş Sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalardan faydalanacak ve bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacaktır.
Ayrıntılı bilgi ve tanıtım için aşağıdaki linkten yaralanabilirsiniz.

Devamı...>>>